SANALHAZiNEM Size Yeter
Geri Git   SANALHAZiNEM Size Yeter > SİYASET [ POLİ-TİKA ] GÜNCEL HABER > Siyasi Partiler > MHP

Reklam İrtibat Mail+MsN SiteMap Tags Üye Ol Üye Listesi Şifremi Unuttum Arama Günün Mesajları Konuları Okundu İşaretle

Bahçeli Türkiye'ye oynanan oyunu açıkladı | 2007 Ekonomik Açidan Kayip Yil

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Sanalhazinem.com Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 17-05-2008, 00:37   #1
SiLeNtScReAm
SiLeNtScReAm kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla SiLeNtScReAm kullanıcısına Yahoo aracılığı ile mesaj yolla Send a message via Skype™ to SiLeNtScReAm
Bir Mümin Bir Vatansever!


Bir Mümin Bir Vatansever!


BİR MÜMİN BİR VATANSEVER! Büyük şair Mehmet Akif Ersoy u vefat yıldönümünde rahmetle anıyoruz

Asıl adı Mehmet Ragif olan Mehmet Âkif, 1873 yılında İstanbul?da doğdu Annesi Emine Şerife Hanım, babası Temiz Tâhir Efendi?dir İlk tahsiline Buharî Mahalle Mektebi?nde başladı İlk ve orta öğrenimden sonra Mülkiye Mektebi?ne devam etti Babasının vefâtı ve evlerinin yanması üzerine mülkiyeyi bırakıp Baytar Mektebi?ni birincilikle bitirdi Tahsil hayâtı boyunca yabancı dil derslerine ilgi duydu Fransızca ve Farsça öğrendi Babasından Arapça dersleri aldı
Zirâat Nezâreti?nde baytar olarak vazife aldı Üç-dört sene Rumeli, Anadolu ve Arabistan?da bulaşıcı hayvan hastalıkları tedavisi için bir hayli dolaştı Bu müddet zarfında halkla temasta bulundu Âkif?in memuriyet hayatı 1893 yılında başlar, 1913 tarihine kadar devam eder
Memuriyetin yanında, Zirâat Mektebi?nde ve Dârulfünûn?da edebiyat dersleri vermiştir
1893 senesinde Tophâne-i Âmire veznedârı M Emin Bey?in kızı İsmet Hanım?la evlendi
Memuriyet hayatına başladıktan sonra öğretmenlik yaparak ve şiir yazarak edebiyat sahasındaki çalışmalarına devam etti Fakat; onun neşriyat alemine girişi daha çok 1908?de İkinci Meşrutiyet?in ilanıyla başlar Âkif, İstiklâl Marşı?nı yazmadan önce de şiirleriyle tanınan ünlü bir şairdi Ama ona ?Millî Şair? ünvanını kazandıran şiiri ?İstiklâl Marşı? olmuştur
Mehmet Âkif?in Türk milletine katkısı yalnızca, mükemmel Türkçesi ile yazdığı şiirleri değil, Türk Millî Mücadelesi?nin kazanılması için verdiği mücadelelerdir de
?Aydın? diye adlandırılan kimi insanların, halkın dertlerini ve isteklerini anlayamadıkları, kayıtsız bir teslimiyet anlayışı içerisinde milleti zehirledikleri bir dönemde Mehmet Âkif, yakınlarına ?Artık burada duracak zaman değildir Gidip çalışmak gerekir Halkın bizim tarafımızdan aydınlatılmasına ihtiyaç varmış Çağırıyorlar Ben yarın Ankara?ya hareket ediyorum Kimsenin haberi olmasın? demiş ve Ankara?ya gelmiştir Trenden iner inmez doğru meclisin önüne gelir O sırada bir ziyarete gitmekte olan M Kemal?le karşılaşır ve M Kemal, ona ? Seni bekliyordum, efendim Tam zamanında geldiniz Şimdi görüşmek mümkün olmayacak Ben sizi ziyarete gelirim? demiştir
Mehmet Âkif, bir hafızdır da ayrıca Bu çerçevede, Millî Mücadele döneminde insanların dinî duygularını sömürerek onları M Kemal ve onun mücadelesine karşı kışkırtan sözde din adamlarına karşı, kendisi camilerde insanları Millî Mücadele?ye çağıran vaazlar veriyordu ve bu, halk üzerinde çok etkili oluyordu Sohbetlerle, eşref ziyaretleriyle, şiir, davet ve düz yazıları ile yüreğindeki iman ve umudu, Türk?ün haklı davasını tüm dünyaya haykırıyordu
Balkan Harbi esnasında Beyazıt, Fatih, Süleymaniye şeriflerinden; Millî Mücadele?de de Balıkesir, Zağanos Paşa, Kastamonu Nasrullah ve daha birçok camilerden millete seslenmişti Çeşitli yerleri dolaşarak halkı aydınlatıyordu Konuşmalarıyla milletin hissiyatını dile getiriyor, milletin ruhuna hitap ediyordu Bu savaşın dine ve halifeye hıyanet için yapılmadığını, aksine bu mücadelenin bir cihad olduğunu ve bu mücadeleye katılmanın farz olduğunu söylüyordu Kastamonu Nasrullah Camiî?nde verdiği vaaz, yurdun çeşitli yerlerindeki camilerde okunmuş, çoğaltılarak her tarafa dağıtılmıştır Mehmet Âkif, bu yollarla Konya isyanının bastırılmasında mühim rol oynamıştır
Âkif, yaradılışı gereği siyasetten mümkün mertebe uzak kalmıştır Ülke ve toplum sorunlarıyla çok yakından ilgilenmesine karşın, siyasî çekişmeler ve bu yoldan çıkar sağlamak, onun erdemli kişiliğine uymuyordu Bu yüzden de İttihat ve Terakki Cemiyeti?ne girmesine rağmen, bu fırkanın liderlerini, onların en güçlü olduğu zamanda dahi eleştirebilmiştir Aynı tavrı, Hürriyet ve İtilafçılar?a da takınmaktan çekinmemiştir İttihak ve Terakki?ye katılırken bir elde silah, diğer elde Kur?an yemin edilirdi Âkif, yemin metninde bulunan ? Cemiyetin bütün emirlerine kayıtsız şartsız uyacağım? hükmüne itiraz etti, ? Ben ancak, akla ve vicdana uygun emirlere uyarım Mutlak söz veremem? diyordu Bir rivayete göre, bu itirazdan sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti?ne girecek olanlar, yemini artık Âkif?in teklif ettiği şekilde yapıyorlardı
Tüm bunlara rağmen, 1920?de 1 Meclis?te Burdur milletvekili olarak yer aldı Bu görevi, sürekli yaşadığı geçim sıkıntısından dolayı kabullendiği düşünülebilir Ancak, genel ahlâk yapısı düşünüldüğünde, bu kabulün, o günlerde meclisin bir ölüm-kalım savaşı merkezi olmasından kaynaklandığı akla daha yatkındır Nitekim, Âkif?in meclis oturumlarında sessiz kaldığı bilinir
Mehmet Âkif?i tüm bir ulusun şairi yapan en önemli eseri hiç kuşkusuz İstiklâl Marşı?dır 17 Şubat 1921 tarihinde, büyük bir vatan sevgisi ve iman gücüyle yazdığı bu şiir, beş yüz kadar şiir arasından sıyrılıp birinci seçilerek 12 Mart 1921?de TBMM tarafından TC?nin millî marşı seçilmiştir Dinleyiciler, bu eşsiz şiiri ayakta defalarca dinlemişlerdir Kendisi de ?Millî Şair? ünvanını almıştır Mehmet Âkif, ilk önce yarışmanın ödüllü olmasından dolayı yarışmaya katılmamıştır Bunun üzerine, zamanın Maarif Vekili Hamdullah Suphi, kendisine bir mektup yazmış ve yurdunun böyle bir marşa çok gereksinimi olduğundan söz etmişti Ayrıca, para ödülünün kaldırıldığı yalanı da atılmıştı Bunun üzerine Âkif, yarışmaya girmeyi kabul etti Yarışmayı kazandığında, ödül olarak 500 TL?yi aldı ve bir hayır kurumu olan Darü?l Nisaiyye?ye bağışladı
İlginçtir ki, Âkif; İstiklâl Marşı?nı, tüm eserlerini topladığı ?Sefahât? ına koymamıştır Bunun nedeni sorulduğunda da şöyle cevap vermiştir: ?O benim değildir Ancak milletimindir Ben sadece gördüklerimi yazdım?
Mehmet Âkif, 1926 yılından itibaren, Mısır Evrenkenti?nde Türkçe dersleri verdi Derslerden döndükçe Kur?an-ı Kerim tercümesiyle de meşgul oluyordu O, dinin ne kadar önemli ve vazgeçilmez olduğunu bildiği kadar, dinin yanlış anlaşılmasının da ne tür felaketlere sebep olabileceğinin farkındaydı Bundandır ki, hayatının en önemli uğraşlarından biri de dinin doğru anlaşılması ve hurafelerden arındırılması için yaptığı çalışmalarıdır Onun, Müslümanlığa ?güzel? diye değil, ?doğru? diye bağlandığı ileri sürülür İslam?ın güzelliklerinin farkındaydı ama doğrunun, güzelden daha önemli olduğu bir devirde yaşamıştır
23 Şubat 1925?te TBMM?de yapılan müzakerelerde, Kur?an-ı Kerim?in tercüme ve tefsiri ile hadis kitaplarından birinin tercümesinin yaptırılmasına karar verilir Kur?an?ın çevirisi için Âkif uygun görülüyordu Çünkü o, zamanın Türkçeyi en iyi bilen aydınlarındandı ve Arapçayı, Arap edebiyatını da en iyi bilenler arasındaydı Ayrıca, hafızdı da Bu işin altından ancak o kalkabilirdi Öyle ki, Âkif?in çevirilerinin bir kısmını duyan Süleyman Nafiz, ?Kur?an?ı, Cenab-ı Hakk, Türk lisanıyla inzal etmeyi murad etseydi, Cebrail?i, bî-şüphe Sefahât yazarı olur idi? demekten kendini alamamıştı Âkif, kendi ifadesiyle Kur?an?ın çevirisini yeterli bulmadığı için, bazı iddialara göre de, Türkçe ibadet tasarısında kullanılacağı endişesiyle, tercümeyi teslim etmediği görüşü ileri sürülür
Mehmet Âkif, bu tercüme işiyle uğraşırken siroza tutuldu Önceleri hastalığın önemini anlayamadı ve hava değişimiyle geçeceğini sandı Bunun üzerine Lübnan?a gitti Mısır?a hasta olarak döndü
Hastalık onu harab etmiş, bir deri bir kemik bırakmıştı İstanbul?a geldi Hastanede yattı ve tedavi gördü Fakat, hastalığın önüne geçilemedi 27 Aralık 1936 tarihinde vefat etti Aziz naaşı, ebedî âlemin ilk kapısı olan Edirnekapı?daki şehitlikte bulunan mezarlığa binlerce gencin elleri üzerinde taşınmıştır
Mehmet Âkif; dini bütün, erdemli ve gururlu bir insandı Haksızlığa tahammülü yoktu ve menfaat peşinde koştuğu görülmemişti ? Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır? inancındaydı Yardımcılığını üstlendiği Veteriner İşleri Müdürü?nün, haksız karar ile azledilmesi üzerine istifa edip yirmi yıllık memuriyetine tereddütsüzce veda etmiştir

Kendisi çok fedakârdır da Bir şair olarak şiirlerine kendi duygularını hiçbir zaman yansıtmamış, şiirlerinde hep toplumun sorunlarını dile getirmiştir Ahmet Hamdi Tanpınar bunun üzerine şöyle demiştir: ?Bu adamın kendi içine bakmaması, Türk Edebiyatı için büyük kayıptır? Bir şair için, şiirlerini feda etmek ne büyük bir fedakârlıktır!?
Hayatının bir bölümünde Berlin?de bulunmuştur Müttefik Almanya?nın, düşman ordularından topladığı esirler arasında Müslüman olanların da olduğu anlaşılınca, Âkif, bu Müslümanların durumu için görevli olarak Berlin?e gitmiştir Orada, bilim ve teknik bakımından gelişmiş Avrupa?yı beğenerek gözlemlemişti Ancak, bu beğeniş, zamanın Batıcı hayranı aydınlarının beğenişlerinden çok uzaktı Âkif, Batı?nın fikir ve vicdan bakımından eleştirilmesi gerektiğini sık sık dile getirmişti
O, Ankara?nın çetin soğuklarında bile meclise paltosuz bir şekilde gider gelirdi Çünkü; parasızdı ve İstiklâl Marşı?ndan kazandığı ödülü kendisine harcamamıştı Paltosunu bazen kendisine veren arkadaşının ? Ödülü neden almadın? ? demesi üzerine, onun da paltosunu bir daha almadı Harb-i Umumî içinde, kardeşinin evinde çayı şekerle içtiklerini görünce ?Milletin yemediğini siz nasıl yiyorsunuz?? demiş ve bir süre kardeşiyle bile görüşmemiştir
Mehmet Âkif, İslam birliğinin önde gelen savunucularındandı Osmanlı Devleti?nin, Tanzimat?ın ilanıyla başlayan, Meşrutiyet ilanlarıyla devam eden ve İttihat ve Terakki Fırkası?nın zamanında son hadde vardırılan yıkılışa ***ürücü hareketlerle kısa zamanda tarih sahnesinden silinmesi, dünyadaki Müslümanların ilim ve teknikte Avrupa?dan geri kalmış olması ve başsız kalarak her birinin ayrı ayrı yollar tutup parçalanmaları karşısında feryad edici şiirleri vardır
Mehmet Âkif de, çağının ilerisinde olan her aydın gibi çoğu zaman yanlış anlaşılmalara maruz kalmıştır Lodos duasıyla eğlendiği için, Fatih?te zındıktı Bazı mısraları Ziya Gökalp aleyhine yazıldığı sanıldığından İttihat ve Terakki?ye göre itilafçı?ydı 31 Mart?a sevinmediği için İtilafçılar nezdinde İttihatçı?ydı İstiklâlimiz kalmazsa ma?bedimizin de kalmayacağını söylediği için Şişli?de softaydı Balkan Harbi?nde medeniyete tükürdüğü için saat beş çaylarında gerici adamdı Göreneğe kızdığı için mahalle kahvesinde züppeydi Mukaddesata inandığı için piyasada, borsada tufandan önceki adamdı Meşrutiyette, sokağın şuursuz heyecanını beğenmediği için fırkalarda hürriyeti anlamayan adamdı Harb-i Umumî?de, Amerikan mandasına karşı çıktığı için mandacıların gözünde Amerika?nın keşfinden habersiz adamdı Birilerinin gözünde dinde yeniliklere karşı çıkan adamken, bazılarına göre İslam yenilikçisiydi
Mehmet Âkif, vatanseverliği yanında tutucuydu da ?Yenilikçilik? adı altında ?Batıcılığa? direnç göstermiştir Saltanat ve hilafetin kaldırılmasına karşı çıkarak, cumhuriyeti kuran kadroyla ters düşmüş ve kendi kendini Mısır?a sürmüştür Daha sonra gurbet ellerde ölmek istemeyerek, uğruna didindiği yurduna yeniden dönmüştür Bu olay, onu kötülemek isteyenlerin bile tutunabileceği bir dal değildir Çünkü, o dini bütün bir insan olmakla beraber, bunu kullanarak vatanına ihanet etmemiştir Onun kendine göre bazı fikirleri olmuştur elbet ama bu, onun vatan müdafaasına katılmasını engellememiş aksine körüklemiştir O, İslam birliğinin önde gelen savunucularından olmasına rağmen, ?Önce vatan? diyebilmiş ender insanlardandı Saltanat ve hilafet hakkındaki düşünceleri, yıllardan beri süregelen ve bir anda değiştirilemeyecek olan bir görenekti Millî Mücadele?nin özelliklerinden biri de, hangi görüşte olursa olsun, her kesimden insanı bir araya getirebilmesidir O zamanlarda, İstiklâl Marşı?na ?Bazı bölümleri laikliğe uymuyor diye karşı çıkanlar? bile olmuştu ama unutmamak gerekir ki, bizim Kurtuluş Savaşı?nı kazanmamızı sağlayan şeylerden biri de, hiç şüphesiz ki, îman gücümüz olmuştur
Mehmet Âkif, bir milliyetçiydi Arapça ve Farsçayı çok iyi bilmesine rağmen o hep Türkçeyi tercih etmiş ve ?Kendi ruhumuzdan doğan bir edebiyata ne zaman kavuşacağız?? diye sorarak bu konudaki rahatsızlığını dile getirmişti
Atatürk, İstiklâl Marşı için şöyle demiştir: ?Bu marşın, istiklâl davamızı anlatış cihetinden büyük bir mânâsı vardır Bu marşın en beğendiğim parçası da budur: ? Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet / Hakkıdır, Hakk?a tapan milletimin istiklâl?
Benim, milletimden daima hatırlamasını istediğim vecizeler bunlardır?
Son olarak, Mehmet Âkif Ersoy?un şu mükemmel sözlerini söylemeden geçemeyeceğim: Bir gün bir arkadaşı, M Âkif?e ?Acaba İstiklâl Marşı yeniden yazılsa daha iyi olmaz mı?? diye sormuştur Çünkü, savaş sona ermiştir M Âkif de bunun üzerine hasta yatağından kalkarak şöyle demiştir: ? Allah, milletimize bir daha İstiklâl marşı yazmayı nasip etmesin?


Linkleri Görebilmek Yada Dosyaları İndirebilmek İçin
Kayıt Olmanız GEREKMEZ !


Yorum yada Mesaj Yazın
Yorum yada Mesaj Göndermek için Lütfen Üye Girişi Yapın.




SiLeNtScReAm Çevrimdışı  
Yanıtla
Tags: , ,


Konu Araçları
Görünüm Modları


Benzer Konular
Konular Konuyu Başlatan Forum Yaz Son Mesaj
Mümin, Güler Yüzlü Tatlı Dillidir Kahramankentli Nasihatler 0 28-02-2009 16:13
"Vatansever bir insanım" SH - Haberci Sanalhazinem Haberci 0 14-09-2008 02:40
Murat Sakaryali - Mümin Sesler & Zaman-i Ask BeLaLıM 2008 Albüm Tanıtımları 1 13-08-2008 18:56
Kâfir Mi Mümin Mi? SnlhazineM'ci Dini Kıssalar & Hikayeler 0 13-05-2007 13:22
Iman, Mümin, Yakin... MéTRoPoLi$ Hadis El Kitabı 0 25-02-2007 15:00

FaceBook | Sanalhazinem | Site Map | Dizitube | izlekolik | Showizle | Saat 15:42| Bedavaizle | Magazinmedya | Alexa | Yahoo | validator.w3 | Gizlilik Bildirimi |
Powered by vBulletin Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SANALHAZİNEM Ailesi ©2006-2009
www.snlhznem.com
TOPlist